03 Ekim 2006

Caddemiz...

Gectigimiz hafta Ingilizce kursuna basladim. Cok da iyi oldu. Hem hayatim biraz daha duzene girdi, hem de cok cesitli milletlerden insanlar tanidim. Ispanyolu, Brezilyalisi, Kolombiyalisi ve en cok da Cinlisi Pittsburgh'u istila etmisler. Sadece bunlar degil, sinifta Suriye, Suudi Arabistan ya da Kuveyt gibi Ortadogu ulkelerinden de insanlar var. Hemen hepsiyle sohbet etme sansim oldu ve hergun ulkeleriyle ilgili farkli birseyler ogreniyorum.

Bugun kurs cikisinda otobusten evimizin de bulundugu Murray Avenue'nin basinda indim ve eve geze geze geldim. Bu arada birkac fotograf cekme sansim oldu.
Yukaridaki fotograf caddenin hemen kosesindeki Presbiteryen Kilisesi. Presbiteryenler psikoposlugu reddeden ve hristiyanligin havariler tarafindan vaazedildigine inanan bir mezhep. Pittsburgh'da cok cesitli insanlar var oldugundan her turlu ibadethaneye rastlamak mumkun, bu da onlardan sadece biri.




Panera buranin en meshur unlu mamuller satan dukkani. Cesitli ekmeklerin yanisira envai cesit tatli, pasta ve fransiz hamur isleri bulunuyor. Icinde ne oldugunu bilmedigimiz hicbirseyin tadina bakamadigimiz icin sadece buradaki Turkler tarafindan onerilen bagel adli simitinden yedik, gercekten cok lezzetliydi.



Pittsburgh'daki iki Turk bakkalindan biri bizim oturdugumuz caddede ve bu konuda oldukca sansliyiz, Turkiye'den ne canimiz isterse buradan bulabiliyoruz.


Burada parketmek parali oldugundan yollarin kenarinda adim basi bir parkmetre var. Ve bu aralar parkmetrelerde siyah kurdela bagli, cunku malesef kisa bir sure once sehrin belediye baskani kanserden hayatini kaybetti.



Amerika'nin heryerinde oldugu gibi bizim caddemizde de bir Starbucks Cafe mevcut. Amerikalilar kahveye resmen tutkuyla bagli. Hatta yolda giderken ellerinde kahve fincaniyla biryandan kahvesini yudumlayp bir yandan da yuruyen bir suru insan goruyorsunuz.


Ve apartmanimiz... Morrowfield.... Apartmanin 8. katinda oturuyoruz ve bulundugumuz bolge acisindan oldukca sansliyiz, cunku hem sehrin baska yerlerinde pek olmayan bir canlilik var hem de oldukca guvenli.

24 Eylül 2006

HAYIRLI RAMAZANLAR

Herkese hayirli Ramazanlar diliyoruz... Mubarek ayin gelisi daha da hareketlendirdi hayatimizi. Once iftar ve sahur alisverisleri, sonra da davetler... Hersey Turkiye'deki gibi gorunuyor ama tabii ki ayni degil... Ezan sesiyle iftar acamamak buruyor insani... Ama cok sukur ki burda da bizimle ayni dili konusan insanlar var.



Memleketimizden uzak gecirdigimiz ilk Ramazan'in ilk gunuydu bugun... Resimdeki de ilk Ramazan soframiz. Iki arkadasimizi davet ettik ve guzel bir aksam gecirdik. Iftari yapip caylarimizi da ictikten sonra dolasmaya ciktik... Mount Washington denilen sehrin en yuksek tepesine ciktik. Manzara gercekten guzeldi, resimde cok net cikmamis ama heryer isil isil gorunuyordu...
Mount Washington'a cikinca, bir kez daha Pittsburgh'da nehir kenarlarinin yeterince iyi degerlendirilmedigini gorduk. Turkiye'de olsa eminim etrafi civil civil cafeler, cay bahceleriyle dolup tasardi... Kiymetini bilmiyorlar iste...

Mount Washington'da bulunan bir kilise...

22 Eylül 2006

ARTIK AMERIKADAYIM....






Pittsburgh maceram 8 Eylul 2006 Cuma gunu basladi. Yaklasik 20 saat suren uzun bir yolculugun sonunda Pittsburgh'a vardim. Uzun suren kosusturmalar yuzunden resim cekemedigimden siteyi guncelleme firsatim olmadi..Yukaridaki resmi netten buldum, ama en kisa surede Mount Washington adli sehrin en yuksek noktasina cikip resim cekecegim.
Pittsburgh, resimde de goruldugu gibi, uc tane nehrin (Ohio River, Allegheny River, Monongahela River) kesiştiği noktada kurulu bir şehir. 90'ların öncesinde ABD'nin en büyük demir-çelik endüstri merkeziymis. Ancak 90'lardan sonra celik fabrikalari kapatilmis. Bu donemden kalma cok sayida celik kopru var. Hatta dunyanin en fazla kopru bulunan ucuncu sehri.

Evimiz Murray Avenue adli sehrin en hareketli caddelerinden birinde. Manzaramiz sehrin heryerinde oldugu gibi oldukca yesil. Yukaridaki resmi salonun camindan cektim... Dokuz katli bir apartmanin sekizinci katinda oturuyoruz. Genelde ogrencilerin oturdugu bir apartman. Bizden baska iki Turk aile daha var...


Bir de 'town house' denilen mustakil evler var ki bazilari gercekten cok guzel gorunuyor. Zaman icerisinde bazilarinin resmini siteye koyacagim. Yukaridaki resimler siradan evlerden, bazilari resmen sato gibi...

17 Ağustos 2006

Bu yıl gezdiğim yerler - V (Çorum)

Çorum.... Eşimin ve Çorumlu arkadaşlarımızın deyimiyle "kutsal topraklar":)) Fotoğraftaki de Çorum'un simgesi meşhur saat kulesi....
.
Amerika'ya gitmeden önceki son yolculuğumuz Çorum'a oldu. Akraba, eş, dost ziyaretleri ve pikniklerle dört gün çabucak geçti...


.
Çorum'da yeni açılan Veli Paşa Konağı. Adından da anlaşılacağı gibi Osmanlı Döneminin Paşası Veli Paşa'nın konağı restore edilmiş ve restoran haline getirilmiş.. Ortam kadar, klasik Türk müziği eşliğinde yediğimiz yöresel Çorum yemekleri de muhteşemdi. Bizi buraya davet etme inceliğini gösteren arkadaşlarımıza da tekrar teşekkür ederiz...
.

.
Çorum bağları... Şimdilerde Çorum'da bu bağ evi muhabbeti çok moda. Bir çok Çorumlunun şehirde bir kışlık evi, bir de yazlık olarak kullanılan bağ evi var. Bu arada bağlarla şehir de resimde görüleceği üzere içiçe.
.
Gerçekten sanılanın aksine Çorum oldukça nezih, yeşil ve güzel bir şehir. Bir Çorumlu olarak memleketimi gerçekten seviyorum...

16 Ağustos 2006

Bu yıl gezdiğim yerler - IV (Silifke/Mersin)



Evlendiğimizden beri her yıl Silifke'deki kampa gidiyoruz ve çok da memnunuz. Temiz, düzenli, denizi pırıl pırıl, yemekleri güzel ve sessiz sakin bir kamp. Kafa dinlemek için birebir yani...


Bu yıl da her yıl olduğu gibi tatilimizin bir haftasını burada geçirdik.. Allahtan havalar da çok sıcak değildi... 2-3 gün daha kalsaydık iyi olacaktı ama malum Amerika'ya gidiş hazırlıkları sebebiyle bu mümkün olmadı....

02 Ağustos 2006

Bu yıl gezdiğim yerler - III (Oslo/Norveç)


Oslo... Norveç'in başkenti... Bir toplantı için üç günlüğüne gittiğim Oslo, yeşilliği ve ikliminin aksine sıcak, güleryüzlü insanlarıyla küçük ama şirin bir yer.

Oslo'nun en meşhur caddesi (Karl Johans Gate) ve geleneksel "yaz festivali". Festivalde Norveç'in yerel yemeklerinin, çeşitli hediyelik eşyaların ve giysilerin satıldığı standların yanısıra bolca canlı müzik, dans, kukla gösterileri gibi ilginç enstantaneler de vardı.



Norveç Parlemento Binası

Oslo Limanı ve Akershus Kalesi

Dünyanın en eski viking gemisi

Nobel Barış ödüllerinin verildiği yer

Oslo'nun her yerinde özellikle de Kraliyet Sarayı'nın bahçesinde bu çiçeklerden bolca vardı. Bayıldım ben bunlara...

Norveç Halk Müzesi... Geleneksel Norveç sergileniyor.. Yeşilliklerin ortasında muhteşem bir yer... Aşağıdaki resimler de bu açık hava müzesinden ...

13. yüzyılda inşaa edilmiş bir kilise
Norveç Halk Dansları Topluluğu

Geleneksel Norveç

Bu yıl gezdiğim yerler-II (Gölbaşı)


Gölbaşı.... Ankara'nın denizi:)) Arkadaşlarımızla hafta sonları, "şuraya mı gitsek? buraya mı gitsek?" deyip de sonunda hep gittiğimiz yer... Sakin, huzurlu ve yeşil... Fotoğrafta bir düğün hazırlığının görüntüsü var... Son gidişimizde yapılan düğünü seyrederken bayağı eğlenmiştik:)

31 Temmuz 2006

Bu yıl gezdiğim yerler-I (Amasra)



Amasra.... Eskiden Amasra benim için her yıl koşa koşa gittiğim ve çok sevdiğim, huzur bulduğum bir ilçeyken artık çok farklı bir anlam taşıyor... Bu yıl sevgili eşim ve çok sevdiğimiz arkadaşlarımızın yaptığı sürpriz sonucu 30 yaşıma bu şirin ilçede bastım... Muhteşem doğumgünü için hepinize tekrar çok teşekkür ederim...
.

Biz

Selma

1976 yılında Ankara'da doğdum. 2001 yılında hayatımın en güzel imzasını atarak evliler kervanına katıldım. Mutfağı, takı yapmayı, gezmeyi ve en önemlisi hayata gülen gözlerle bakmayı çok seviyorum.


Serdar

1974 yilinda sehr-i Corum da dogdum. Gezmeyi, gormeyi, dostlarimizla birlikte olmayi cok seviyorum. Bu sitede hayatimizdan bazi kesitleri sizlerle paylasmak istedik. Umarim begenirsiniz...